D
Deleted member 305497
Banned
- Joined
- Dec 29, 2025
- Posts
- 110
- Reputation
- 609
Maarda’nın "softboy" devrimi başarısız olunca, evrenin dokusu narsisistik enerjiye dayanamayıp yırtıldı. Sokağın ortasında bir anda gökyüzü "Hunter Eyes" mavisine büründü. Ogrepilled, o meşhur Negative Canthal Tilt takıntısını bir kenara bırakıp aniden Ascend’in son evresine ulaştı. Vücudu ışık saçmaya başladı, boyu bir anda 10 metreye fırladı! Artık o bir Chad değil, o bir "Giga-Deity" idi.
Atsız, "Tanrı Türk'ü Moglasın!" diye kükreyerek üzerine atıldı ama 10 metrelik İlah Ogrepilled, Atsız’ı tek parmağıyla "Sub-human" diyerek ezdi ve ruhunu Ötüken’in derinliklerine, ebedi bir mewing cezasına çarptırarak uğurladı. Ogrepilled artık ilah olmuştu; bastığı her adımda yer sarsılıyor, civardaki tüm low-tier erkeklerin jawline’ı korkudan içeri kaçıyordu.
Şehrin öteki ucundaki eczanede tam bir "low-tier" kıyameti kopuyordu. Ticaretmax A.K.A, eczacı kalfasına elindeki "kaçak nargile tütünü" karışımlı protein tozunu, "Abla bu toz sakalı saniyede 15 santim uzatıyor, her telini birer çelik halata çeviriyor" diye gazlamaya çalışırken kapı bir anda menteşelerinden fırladı.
İçeri giren o ucube yaratıktı: ANGUTOID.
Angutoid, o 2 boyutlu, derinliği olmayan, sanki pres makinesinden yeni çıkmış gibi duran "flat-face" suratıyla eczaneye daldı. "Hani nerede o sakal çıkaran iksir? Benim bu 'negative forward growth'u ancak o kurtarır!" diye kükredi. Fakat Ticaretmax, yıllarca zabıtadan kaçarken kazandığı o keskin "ticari zekayı" devreye soktu.
Ticaretmax, Angutoid’e şöyle bir baktı: "Ulan senin surat yapın o kadar bozuk ki, sana bırak sakal ilacı, ancak beton döksek bir şeye benzersin!" diyerek tezgahın altından çıkardığı "Tarihi Geçmiş Vitamin Haplarını" birer makineli tüfek mermisi gibi Angutoid'in o geniş ve boş kafasına fırlatmaya başladı.
Angutoid, kafatası yapısı (skull shape) o kadar orantısız olduğu için fırlatılan hapları yakalayamıyor, her bir darbede "I-ıh" diye sesler çıkararak geriliyordu. Ticaretmax son darbeyi vurmak için üzerine atıldı:
"Sana 'mog' değil, ancak 'fatura' keserim aslanım!" diyerek, Angutoid’in ağzına koli bandıyla sahte fatura yapıştırdı. Ardından, zabıtalarla girdiği yüzlerce sokak kavgası tecrübesiyle, Angutoid’in o kemiksiz bacaklarına bir süpürge sapıyla daldı. Angutoid, "Ben aslında 180'im, sadece duruşum bozuk!" diye sayıklarken, Ticaretmax onu bir eczane poşetine sığdırıp kapının önüne fırlattı.
Ticaretmax, gömleğinin yakasını düzeltip eczacıya döndü: "Abla ne diyorduk? Bu tozun kilosu 500 ama sana 450 olur, yabancı değilsin..." diyerek ticari zaferini ilan etti.
Sokağın ortasında ise tam bir trajedi yaşanıyordu. Auchelius isimli 40 kiloluk o ucube, cılız kollarını havaya kaldırıp "Ben de bir erkeğim!" diye haykırarak 31 çekmeye başladı. Ancak o kadar zayıftı ki, rüzgar esince kemikleri birbirine çarpıp ksilofon sesi çıkarıyordu. Çevredeki Stacy’ler toplanıp kahkahalarla:"Ayy şuna bak, sanki bir kürdan hayatta kalma mücadelesi veriyor!" diyerek Auchelius ile dalga geçmeye başladılar. Auchelius utancından kendi kaburgalarının arasına saklanmaya çalıştı ama 40 kilo olduğu için rüzgar onu bir poşet gibi sürükleyip kanalizasyona attı.
Tüm bu kaos yaşanırken, evinde her şeyden habersiz olan Temelyeterliliktesti, odasının rutubetli karanlığında ekran başında son mesaisini yapıyordu. Hayatında bir kez bile "Gym-maxxing" yapmamış, kas kütlesi bir pamuk şekerden hallice olan bu eleman, tam narsisistik bir fanteziye dalarak 31 çekmeye başladı.
Ancak kalbi, o devasa el-kol hareketinin yarattığı kardiyo yükünü kaldıramadı. "Cope... hepsi birer cope..." diye fısıldayarak, elinde peçetesiyle son nefesini verdi. Cesedi o kadar hafif ve cılızdı ki, azrail gelip ruhunu alırken "Yanlışlıkla tüy mü aldım acaba?" diye tereddüt etti.
Ogrepilled ise 10 metrelik devasa gölgesiyle şehrin üzerinde dikilip gürledi:"GENETİK KADERDİR, GERİSİ SADECE ILLÜZYONDUR!"
(YAZIM YANLISI ICIN AIYE TESEKKURLER) PART4?????
Atsız, "Tanrı Türk'ü Moglasın!" diye kükreyerek üzerine atıldı ama 10 metrelik İlah Ogrepilled, Atsız’ı tek parmağıyla "Sub-human" diyerek ezdi ve ruhunu Ötüken’in derinliklerine, ebedi bir mewing cezasına çarptırarak uğurladı. Ogrepilled artık ilah olmuştu; bastığı her adımda yer sarsılıyor, civardaki tüm low-tier erkeklerin jawline’ı korkudan içeri kaçıyordu.
Şehrin öteki ucundaki eczanede tam bir "low-tier" kıyameti kopuyordu. Ticaretmax A.K.A, eczacı kalfasına elindeki "kaçak nargile tütünü" karışımlı protein tozunu, "Abla bu toz sakalı saniyede 15 santim uzatıyor, her telini birer çelik halata çeviriyor" diye gazlamaya çalışırken kapı bir anda menteşelerinden fırladı.
İçeri giren o ucube yaratıktı: ANGUTOID.
Angutoid, o 2 boyutlu, derinliği olmayan, sanki pres makinesinden yeni çıkmış gibi duran "flat-face" suratıyla eczaneye daldı. "Hani nerede o sakal çıkaran iksir? Benim bu 'negative forward growth'u ancak o kurtarır!" diye kükredi. Fakat Ticaretmax, yıllarca zabıtadan kaçarken kazandığı o keskin "ticari zekayı" devreye soktu.
Ticaretmax, Angutoid’e şöyle bir baktı: "Ulan senin surat yapın o kadar bozuk ki, sana bırak sakal ilacı, ancak beton döksek bir şeye benzersin!" diyerek tezgahın altından çıkardığı "Tarihi Geçmiş Vitamin Haplarını" birer makineli tüfek mermisi gibi Angutoid'in o geniş ve boş kafasına fırlatmaya başladı.
Angutoid, kafatası yapısı (skull shape) o kadar orantısız olduğu için fırlatılan hapları yakalayamıyor, her bir darbede "I-ıh" diye sesler çıkararak geriliyordu. Ticaretmax son darbeyi vurmak için üzerine atıldı:
"Sana 'mog' değil, ancak 'fatura' keserim aslanım!" diyerek, Angutoid’in ağzına koli bandıyla sahte fatura yapıştırdı. Ardından, zabıtalarla girdiği yüzlerce sokak kavgası tecrübesiyle, Angutoid’in o kemiksiz bacaklarına bir süpürge sapıyla daldı. Angutoid, "Ben aslında 180'im, sadece duruşum bozuk!" diye sayıklarken, Ticaretmax onu bir eczane poşetine sığdırıp kapının önüne fırlattı.
Ticaretmax, gömleğinin yakasını düzeltip eczacıya döndü: "Abla ne diyorduk? Bu tozun kilosu 500 ama sana 450 olur, yabancı değilsin..." diyerek ticari zaferini ilan etti.
Sokağın ortasında ise tam bir trajedi yaşanıyordu. Auchelius isimli 40 kiloluk o ucube, cılız kollarını havaya kaldırıp "Ben de bir erkeğim!" diye haykırarak 31 çekmeye başladı. Ancak o kadar zayıftı ki, rüzgar esince kemikleri birbirine çarpıp ksilofon sesi çıkarıyordu. Çevredeki Stacy’ler toplanıp kahkahalarla:"Ayy şuna bak, sanki bir kürdan hayatta kalma mücadelesi veriyor!" diyerek Auchelius ile dalga geçmeye başladılar. Auchelius utancından kendi kaburgalarının arasına saklanmaya çalıştı ama 40 kilo olduğu için rüzgar onu bir poşet gibi sürükleyip kanalizasyona attı.
Tüm bu kaos yaşanırken, evinde her şeyden habersiz olan Temelyeterliliktesti, odasının rutubetli karanlığında ekran başında son mesaisini yapıyordu. Hayatında bir kez bile "Gym-maxxing" yapmamış, kas kütlesi bir pamuk şekerden hallice olan bu eleman, tam narsisistik bir fanteziye dalarak 31 çekmeye başladı.
Ancak kalbi, o devasa el-kol hareketinin yarattığı kardiyo yükünü kaldıramadı. "Cope... hepsi birer cope..." diye fısıldayarak, elinde peçetesiyle son nefesini verdi. Cesedi o kadar hafif ve cılızdı ki, azrail gelip ruhunu alırken "Yanlışlıkla tüy mü aldım acaba?" diye tereddüt etti.
Ogrepilled ise 10 metrelik devasa gölgesiyle şehrin üzerinde dikilip gürledi:"GENETİK KADERDİR, GERİSİ SADECE ILLÜZYONDUR!"
(YAZIM YANLISI ICIN AIYE TESEKKURLER) PART4?????