Ruhsal Gelişim

Thrill

Thrill

Bronze
Joined
May 30, 2024
Posts
493
Reputation
1,559
MERHABALAR
Waving pinkie pie



Bu threadin amacı, size bildiklerimi aktarıp bir ihtimal hayat kalitenizi yükseltmek. Bu anlatacaklarım, farklı farklı kaynaklardan benim alıp yararlı gördüğüm konulardan oluşuyor. O yüzden liste çok dağınık ve bazı şeyleri fazla soyut anlatıp kafalarınızı karıştırmış olabilirim, çünkü günün sonunda ben de bunları başkalarından öğrendim ve kendi yorumumu katıp sizlerle paylaşıyor olacağım. Dilerseniz başlayalım.





İÇSEL GÜNEŞ
(Onay dilenciliğini bırakma)



Onay dilenciliği nedir?


Onay dilenciliği bana göre insanın kendi değerini güvendiği veya güçlü gördüğü kişilerin tepkilerine bağlamasıdır.

Kısaca,

Kişinin yeterliliğini aynada değil de başkalarının gözlerinin içinde aramasıdır.


Bu onayı arama sebeplerimiz:


Özgüven Eksikliği
Genelde sessiz bir şekilde çalışan ama yinede bir türlü hepimizin hayatında yer edinen özgüven problemleri kişi farkında olmadan devamlılığını sürdürdüğü düşünce kalıplarıyla kök salar kişinin içinde.
Kişinin kendine söylediği şeyler farkındalığının dışına çıkarsa işte o zaman kişi farketmeden kendine görünmez bariyerker kurar ve bu bariyerleri kendi kişiliğiyle bağdaştırması sonucu kendini yanlış tanıması ve gelcekte kendini yanlış keşfetmesine yol açar.



Eleştirilmekten Kormak
Herkesin söylediği ve aynı fikirde olduğu nokta eleştirinin kişiyi geliştirdiği ama halihazırda özgüvenini kaybetmiş bir kişiye eleştiri yükü yüklenirse ne olur?
İşte tam olarak burada eleştiri yapıcılığından bağımsız olarak kişi için bir gelişim aracı olmaktan çıkar ve kişinin yaşamı boyunca fark etmeden altında ezileceği bir ağırlığa dönüşür.Zaten kendi içinde yetersizlik hissiyle mücadele eden birey gelen her eleştiriyi kişiliğine yapılmış bir saldırı olarak görür söylenen şey kişiye değil de davranışa yönelik olsa bile kişi bunu doğrudan kimliğine mal eder.



Kıyaslanma Kültürü
Onay arayışını besleyen bir diğer sebep Türk ailelerinde de fazlasıyla görülen kıyaslama kültürü.Yapılan kıyaslar bir süre sonra dış ses olmaktan çıkar ve kişinin içine doğru işler, kişinin kendi başarılarına odaklanacağı yerde eksikliklerini öne çıkartır.Bu aşamada onay ihtiyaçları devreye girer. birey kendi standart ve iç kriterlerini göz ardı ederek çevresindekilerin beklentilerine ayak uydurarak yaşamaya başlar çünkü kıyas ortamında bir değer kazanmak, herzaman başkalarının ölçülerine uygun kalmakla mümkünmüş gibi hissettirilir.


Koşullu Sevgiye Alışmak/Alıştırılmak
Bahsettiğimiz onay arayışını güçlendiren en derin sebeplerden biri de koşullu sevgiye aile veya yakın çevre tarafından alıştırılmak, kişiye sevginin koşullu öğretilmiş olmasıdır.
Kişi sevginin varolmakla değil yakın çevresinin beklentilerini karşılamakla olduğunu benimser. Zamanla onay göremk için gerçek kişiliğini bir kenara vırakıp mükemmelliyet maskesini takar.
Evet, sevgi kişiyi benliğinden ayıracak kadar güçlü bir duygudur. Sevgiyi kaybetme korkusu kişiyi sürekli tetikte yaşamaya iter, böyle büyüyen bir birey ilerleyen yaşlarda da sevgiyi doğuştan sahip olunan bir hak olarak görmekte zorlanır onu koşulsuz sevenlerin sevgisinden şüphe duyar, kime güveneceğini bilemez.


*Bu 4 sebebin yanında daha bir sürü sebep var bu sebeplerden kolay ele alabileceklerimi ve sizlerin işinize yarayacağını düşündüklerimi seçtim.*


“Bilinçdışını bilinçli hale getirmedikçe, o hayatını yönlendirecek ve sen buna kader diyeceksin.”
-Carl Jung






Onay Dilenciliğini Hayata Aktarma-Onay dilenciliğini Bırakma

Öncelikle şunu söyleyim onay dilenciliğini bırakmak kişinin hayatında bir anda gerçekleşen bir aydınlanma değildir, daha çok bir süreçtir çünkü değiştirilmesi gereken tek şey davranışlarımız değil aynı zamanda belki yıllar boyunca kafamızın bir kenarında büyüyen düşünce kalıplarıdır.
Ben bu şekilde uygun gördüğüm için bu kısmı tek bir madde ile açıklayacağım


Farkındalık
Onay dilenciliğinden kurtulmak için izleyeceğimiz yolda ilk ve bana göre en önemli adımımız farkındalıktır.
İnsan onay ararken onay aradığını farketmez veya farketmek istemez bunu kişiliğiyle bağdaştırır oysaki onay dilenciliğinden farkındalık aracılığıyla kurtulmak kişinin kendisini keşfetmesinde önemli rol oynar,
Herşeyden önce farkındalık, davranışın arkasındaki niyeti görmektir,
Fark etmenin en kolay yolu günlük hayatta verilecek önemli veya öenmsiz karar öncesi içimize doğan ilk düşünceyi yakalayabilmek ve bu düşünceyi neyin oluşturduğunu görebilmektir.
Çoğu zaman o ilk düşünce bize ait olduğunu sandığımız ama yıllardır içimizde duran kalıpların sesidir bu seslere hayatımızda düşündüğümüzden fazla yer veririz ve bu sesler aklımızdan o kadar hızlı geçer ki durup düşünmeye onları sorgulamaya fırsat bile bulamayız işte farkındalık kavramı da o hızı yavaşlatabilip düşüncelerimizi yaklayabilmektir.


Bu düşünceleri nasıl yakalayacağız?
Zihnimizi akıp giden bir nehir olarak düşünün ve bu nehir içerisinde kafamızdan aceleyle geçen düşüncelerimiz var. Yapacağımız şey, bu nehiri yavaşlatmak ve suyu net görebilmek için akıntının sakinleşmesi.
Bunalrın en basit yolu kısa sürei bilinç duraklamalarıdır.Önceden bahsettiğim gibi herhangi bir karar vermeden önce birkaç saniye durup bu karar üzerine düşünmek(zamanımız varsa) aklımıza ilk gelen düşünceye dışarıdan bakmaya çalışmak, bu senin isteğin mi yoksa kabul görme ihtiyacının mı eseri? İşte tam bu noktada meditasyon devreye girer, meditasyonun amacı zihni susturmak değil zihni izlemektir kendimizi yargılamadan.
Kişi bu eylemde bulunduğunda cidden odaklanabildiyse birkaç dakika içinde düşüncelerinin gelici ve gidici olduğunu birkaçının gerçek kimliğini yansıtmadığını farkeder.
Bir diğer yöntem yazmaktır gün içinde kontrol edemediğimiz aklımızı devreye sokan olayları not almak ve bu konular üzrerine çalışmak düşünceyi somutlaştırmamızı sağlar.
Kişinin kendine sorular sorması da oldukça etkili bir yöntemdir bu sorular:
-bu kararı veren ben miyim?
-beni yönlendiren duygu ne?
-eğer beni yargılayacak kimse olmasaydı ne yapardım?
F306d89f55a4ad495c3106440985874a

Bu sorular benim inandığımca kişinin otomatik düşünce sistemi yerine bilinçli seçimi devreye sokar.
Farkındalık bir anda oluşmaz ama her adım kişiyi etrafındaki görünmez duvarı yıkmaya bir adım daha yaklaştırır.



Dipnot:14 yaşındayım amk bu kadar ciddiye almayın okuduklarınızı ben kendi deneyimlerimi ve bilgilerimi paylaşmaya çalıştım umarım bir nebze yararım dokunabilmiştir sizlere

Sağlıcakla kalın,

- @Thrill
 
  • +1
  • Love it
Reactions: j7prime, wateriswet, yigittsaint and 27 others
dnr fag
 
  • JFL
  • +1
Reactions: Ameliyat Masası, stacyworshipper, Fridx and 3 others
miyoplar icin over
 
  • JFL
  • +1
Reactions: wateriswet, anathema, BugraSA and 14 others
Guzel thread ama bizim dikkat suremiz yetmez

Bookmarked, ileride okuyacagim:feelsokman:
 
  • +1
Reactions: Ameliyat Masası, Topkra, Thrill and 3 others
My Little Pony GIF

tiradı şöyle yaladım mirin😍
 
  • +1
  • JFL
Reactions: Ameliyat Masası, Thrill, apo and 3 others
  • +1
  • JFL
Reactions: Ameliyat Masası, Thrill, apo and 4 others
Güzel thread ama burdaki malların hayatlarını iyileştirmenin tek yolu kafalarına birer kurşun
 
  • JFL
  • +1
  • Hmm...
Reactions: eniyiguresci, Ameliyat Masası, Thrill and 8 others
botb
 
  • +1
  • Woah
Reactions: anathema, Ameliyat Masası, Thrill and 1 other person
Sen nasil 14 yasindasin amk
 
  • +1
Reactions: Ameliyat Masası, Thrill and apo
güzel thread helal. çok klişe ama herşeyin başı cidden fiziksel ve zihinsel sağlık. kalanlar zaten çaba gösterdiğin sürece bir şekilde iyiye gidiyor.
 
  • +1
Reactions: anathema, Ameliyat Masası, Thrill and 1 other person
14 yaşındaki bebeden tavsiye mi alıcam amk? ananı sikerim senin uzun uzun minnacık fontla yazmış bi de
 
  • Ugh..
  • JFL
  • +1
Reactions: blackpillruinedmyli, eniyiguresci, anathema and 3 others
14 yaşındaki bebeden tavsiye mi alıcam amk? ananı sikerim senin uzun uzun minnacık fontla yazmış bi de
posta like atan herkesin de anasını sikeyim
 
  • Ugh..
  • +1
Reactions: blackpillruinedmyli, Ameliyat Masası, iwishiwastaller and 1 other person
14 yaşındaki bebeden tavsiye mi alıcam amk? ananı sikerim senin uzun uzun minnacık fontla yazmış bi de
ne alaka amını siktiğimin salağı
 
  • +1
Reactions: anathema, Ameliyat Masası, Orcairis and 7 others
MERHABALAR
View attachment 4694757


Bu threadin amacı, size bildiklerimi aktarıp bir ihtimal hayat kalitenizi yükseltmek. Bu anlatacaklarım, farklı farklı kaynaklardan benim alıp yararlı gördüğüm konulardan oluşuyor. O yüzden liste çok dağınık ve bazı şeyleri fazla soyut anlatıp kafalarınızı karıştırmış olabilirim, çünkü günün sonunda ben de bunları başkalarından öğrendim ve kendi yorumumu katıp sizlerle paylaşıyor olacağım. Dilerseniz başlayalım.





İÇSEL GÜNEŞ
(Onay dilenciliğini bırakma)



Onay dilenciliği nedir?


Onay dilenciliği bana göre insanın kendi değerini güvendiği veya güçlü gördüğü kişilerin tepkilerine bağlamasıdır.

Kısaca,

Kişinin yeterliliğini aynada değil de başkalarının gözlerinin içinde aramasıdır.


Bu onayı arama sebeplerimiz:


Özgüven Eksikliği
Genelde sessiz bir şekilde çalışan ama yinede bir türlü hepimizin hayatında yer edinen özgüven problemleri kişi farkında olmadan devamlılığını sürdürdüğü düşünce kalıplarıyla kök salar kişinin içinde.
Kişinin kendine söylediği şeyler farkındalığının dışına çıkarsa işte o zaman kişi farketmeden kendine görünmez bariyerker kurar ve bu bariyerleri kendi kişiliğiyle bağdaştırması sonucu kendini yanlış tanıması ve gelcekte kendini yanlış keşfetmesine yol açar.



Eleştirilmekten Kormak
Herkesin söylediği ve aynı fikirde olduğu nokta eleştirinin kişiyi geliştirdiği ama halihazırda özgüvenini kaybetmiş bir kişiye eleştiri yükü yüklenirse ne olur?
İşte tam olarak burada eleştiri yapıcılığından bağımsız olarak kişi için bir gelişim aracı olmaktan çıkar ve kişinin yaşamı boyunca fark etmeden altında ezileceği bir ağırlığa dönüşür.Zaten kendi içinde yetersizlik hissiyle mücadele eden birey gelen her eleştiriyi kişiliğine yapılmış bir saldırı olarak görür söylenen şey kişiye değil de davranışa yönelik olsa bile kişi bunu doğrudan kimliğine mal eder.



Kıyaslanma Kültürü
Onay arayışını besleyen bir diğer sebep Türk ailelerinde de fazlasıyla görülen kıyaslama kültürü.Yapılan kıyaslar bir süre sonra dış ses olmaktan çıkar ve kişinin içine doğru işler, kişinin kendi başarılarına odaklanacağı yerde eksikliklerini öne çıkartır.Bu aşamada onay ihtiyaçları devreye girer. birey kendi standart ve iç kriterlerini göz ardı ederek çevresindekilerin beklentilerine ayak uydurarak yaşamaya başlar çünkü kıyas ortamında bir değer kazanmak, herzaman başkalarının ölçülerine uygun kalmakla mümkünmüş gibi hissettirilir.


Koşullu Sevgiye Alışmak/Alıştırılmak
Bahsettiğimiz onay arayışını güçlendiren en derin sebeplerden biri de koşullu sevgiye aile veya yakın çevre tarafından alıştırılmak, kişiye sevginin koşullu öğretilmiş olmasıdır.
Kişi sevginin varolmakla değil yakın çevresinin beklentilerini karşılamakla olduğunu benimser. Zamanla onay göremk için gerçek kişiliğini bir kenara vırakıp mükemmelliyet maskesini takar.
Evet, sevgi kişiyi benliğinden ayıracak kadar güçlü bir duygudur. Sevgiyi kaybetme korkusu kişiyi sürekli tetikte yaşamaya iter, böyle büyüyen bir birey ilerleyen yaşlarda da sevgiyi doğuştan sahip olunan bir hak olarak görmekte zorlanır onu koşulsuz sevenlerin sevgisinden şüphe duyar, kime güveneceğini bilemez.


*Bu 4 sebebin yanında daha bir sürü sebep var bu sebeplerden kolay ele alabileceklerimi ve sizlerin işinize yarayacağını düşündüklerimi seçtim.*


“Bilinçdışını bilinçli hale getirmedikçe, o hayatını yönlendirecek ve sen buna kader diyeceksin.”
-Carl Jung






Onay Dilenciliğini Hayata Aktarma-Onay dilenciliğini Bırakma

Öncelikle şunu söyleyim onay dilenciliğini bırakmak kişinin hayatında bir anda gerçekleşen bir aydınlanma değildir, daha çok bir süreçtir çünkü değiştirilmesi gereken tek şey davranışlarımız değil aynı zamanda belki yıllar boyunca kafamızın bir kenarında büyüyen düşünce kalıplarıdır.
Ben bu şekilde uygun gördüğüm için bu kısmı tek bir madde ile açıklayacağım


Farkındalık
Onay dilenciliğinden kurtulmak için izleyeceğimiz yolda ilk ve bana göre en önemli adımımız farkındalıktır.
İnsan onay ararken onay aradığını farketmez veya farketmek istemez bunu kişiliğiyle bağdaştırır oysaki onay dilenciliğinden farkındalık aracılığıyla kurtulmak kişinin kendisini keşfetmesinde önemli rol oynar,
Herşeyden önce farkındalık, davranışın arkasındaki niyeti görmektir,
Fark etmenin en kolay yolu günlük hayatta verilecek önemli veya öenmsiz karar öncesi içimize doğan ilk düşünceyi yakalayabilmek ve bu düşünceyi neyin oluşturduğunu görebilmektir.
Çoğu zaman o ilk düşünce bize ait olduğunu sandığımız ama yıllardır içimizde duran kalıpların sesidir bu seslere hayatımızda düşündüğümüzden fazla yer veririz ve bu sesler aklımızdan o kadar hızlı geçer ki durup düşünmeye onları sorgulamaya fırsat bile bulamayız işte farkındalık kavramı da o hızı yavaşlatabilip düşüncelerimizi yaklayabilmektir.


Bu düşünceleri nasıl yakalayacağız?
Zihnimizi akıp giden bir nehir olarak düşünün ve bu nehir içerisinde kafamızdan aceleyle geçen düşüncelerimiz var. Yapacağımız şey, bu nehiri yavaşlatmak ve suyu net görebilmek için akıntının sakinleşmesi.
Bunalrın en basit yolu kısa sürei bilinç duraklamalarıdır.Önceden bahsettiğim gibi herhangi bir karar vermeden önce birkaç saniye durup bu karar üzerine düşünmek(zamanımız varsa) aklımıza ilk gelen düşünceye dışarıdan bakmaya çalışmak, bu senin isteğin mi yoksa kabul görme ihtiyacının mı eseri? İşte tam bu noktada meditasyon devreye girer, meditasyonun amacı zihni susturmak değil zihni izlemektir kendimizi yargılamadan.
Kişi bu eylemde bulunduğunda cidden odaklanabildiyse birkaç dakika içinde düşüncelerinin gelici ve gidici olduğunu birkaçının gerçek kimliğini yansıtmadığını farkeder.
Bir diğer yöntem yazmaktır gün içinde kontrol edemediğimiz aklımızı devreye sokan olayları not almak ve bu konular üzrerine çalışmak düşünceyi somutlaştırmamızı sağlar.
Kişinin kendine sorular sorması da oldukça etkili bir yöntemdir bu sorular:
-bu kararı veren ben miyim?
-beni yönlendiren duygu ne?
-eğer beni yargılayacak kimse olmasaydı ne yapardım?
View attachment 4695254
Bu sorular benim inandığımca kişinin otomatik düşünce sistemi yerine bilinçli seçimi devreye sokar.
Farkındalık bir anda oluşmaz ama her adım kişiyi etrafındaki görünmez duvarı yıkmaya bir adım daha yaklaştırır.



Dipnot:14 yaşındayım amk bu kadar ciddiye almayın okuduklarınızı ben kendi deneyimlerimi ve bilgilerimi paylaşmaya çalıştım umarım bir nebze yararım dokunabilmiştir sizlere

Sağlıcakla kalın,

- @Thrill
foid alert foid alert
 
  • +1
Reactions: Ameliyat Masası, Deleted member 277275, Fridx and 1 other person
  • +1
Reactions: Ameliyat Masası, Deleted member 277275, Fridx and 1 other person
Şuan bir işim var bitince cevap vereceğim herkese❤️
 
  • +1
Reactions: Ameliyat Masası, Deleted member 277275 and szenn
Eline sağlık BOTB kabul edildi.
 
  • +1
  • Woah
Reactions: Thrill, iwishiwastaller, anathema and 2 others
14 yaşındaki bebeden tavsiye mi alıcam amk? ananı sikerim senin uzun uzun minnacık fontla yazmış bi de
evet alacaksın çünkü sen buna muhtaçsın ezik orospucocuuuuuuu babanı kısır bırakırım senin yarram apış aranı kontrol et reply atmadan önce
 
  • JFL
Reactions: Deleted member 277275 and szenn
  • JFL
  • Love it
  • +1
Reactions: Atsizz, Deleted member 277275, susisesi and 1 other person
  • +1
Reactions: Deleted member 277275 and Thrill
Guzel thread ama bizim dikkat suremiz yetmez

Bookmarked, ileride okuyacagim:feelsokman:
teşekkürler umarım yararlı olur
 
  • +1
Reactions: Deleted member 277275, susisesi, apo and 1 other person
  • +1
Reactions: Thrill and Fridx
amk sapiklari bunlar bebek at degilmi
ben de bebek atım kardeş problem nerde hayirdir sapikmapik sensin sapik:)
 
Last edited:
  • JFL
Reactions: Deleted member 277275 and Fridx
MERHABALAR
View attachment 4694757


Bu threadin amacı, size bildiklerimi aktarıp bir ihtimal hayat kalitenizi yükseltmek. Bu anlatacaklarım, farklı farklı kaynaklardan benim alıp yararlı gördüğüm konulardan oluşuyor. O yüzden liste çok dağınık ve bazı şeyleri fazla soyut anlatıp kafalarınızı karıştırmış olabilirim, çünkü günün sonunda ben de bunları başkalarından öğrendim ve kendi yorumumu katıp sizlerle paylaşıyor olacağım. Dilerseniz başlayalım.





İÇSEL GÜNEŞ
(Onay dilenciliğini bırakma)



Onay dilenciliği nedir?


Onay dilenciliği bana göre insanın kendi değerini güvendiği veya güçlü gördüğü kişilerin tepkilerine bağlamasıdır.

Kısaca,

Kişinin yeterliliğini aynada değil de başkalarının gözlerinin içinde aramasıdır.


Bu onayı arama sebeplerimiz:


Özgüven Eksikliği
Genelde sessiz bir şekilde çalışan ama yinede bir türlü hepimizin hayatında yer edinen özgüven problemleri kişi farkında olmadan devamlılığını sürdürdüğü düşünce kalıplarıyla kök salar kişinin içinde.
Kişinin kendine söylediği şeyler farkındalığının dışına çıkarsa işte o zaman kişi farketmeden kendine görünmez bariyerker kurar ve bu bariyerleri kendi kişiliğiyle bağdaştırması sonucu kendini yanlış tanıması ve gelcekte kendini yanlış keşfetmesine yol açar.



Eleştirilmekten Kormak
Herkesin söylediği ve aynı fikirde olduğu nokta eleştirinin kişiyi geliştirdiği ama halihazırda özgüvenini kaybetmiş bir kişiye eleştiri yükü yüklenirse ne olur?
İşte tam olarak burada eleştiri yapıcılığından bağımsız olarak kişi için bir gelişim aracı olmaktan çıkar ve kişinin yaşamı boyunca fark etmeden altında ezileceği bir ağırlığa dönüşür.Zaten kendi içinde yetersizlik hissiyle mücadele eden birey gelen her eleştiriyi kişiliğine yapılmış bir saldırı olarak görür söylenen şey kişiye değil de davranışa yönelik olsa bile kişi bunu doğrudan kimliğine mal eder.



Kıyaslanma Kültürü
Onay arayışını besleyen bir diğer sebep Türk ailelerinde de fazlasıyla görülen kıyaslama kültürü.Yapılan kıyaslar bir süre sonra dış ses olmaktan çıkar ve kişinin içine doğru işler, kişinin kendi başarılarına odaklanacağı yerde eksikliklerini öne çıkartır.Bu aşamada onay ihtiyaçları devreye girer. birey kendi standart ve iç kriterlerini göz ardı ederek çevresindekilerin beklentilerine ayak uydurarak yaşamaya başlar çünkü kıyas ortamında bir değer kazanmak, herzaman başkalarının ölçülerine uygun kalmakla mümkünmüş gibi hissettirilir.


Koşullu Sevgiye Alışmak/Alıştırılmak
Bahsettiğimiz onay arayışını güçlendiren en derin sebeplerden biri de koşullu sevgiye aile veya yakın çevre tarafından alıştırılmak, kişiye sevginin koşullu öğretilmiş olmasıdır.
Kişi sevginin varolmakla değil yakın çevresinin beklentilerini karşılamakla olduğunu benimser. Zamanla onay göremk için gerçek kişiliğini bir kenara vırakıp mükemmelliyet maskesini takar.
Evet, sevgi kişiyi benliğinden ayıracak kadar güçlü bir duygudur. Sevgiyi kaybetme korkusu kişiyi sürekli tetikte yaşamaya iter, böyle büyüyen bir birey ilerleyen yaşlarda da sevgiyi doğuştan sahip olunan bir hak olarak görmekte zorlanır onu koşulsuz sevenlerin sevgisinden şüphe duyar, kime güveneceğini bilemez.


*Bu 4 sebebin yanında daha bir sürü sebep var bu sebeplerden kolay ele alabileceklerimi ve sizlerin işinize yarayacağını düşündüklerimi seçtim.*


“Bilinçdışını bilinçli hale getirmedikçe, o hayatını yönlendirecek ve sen buna kader diyeceksin.”
-Carl Jung






Onay Dilenciliğini Hayata Aktarma-Onay dilenciliğini Bırakma

Öncelikle şunu söyleyim onay dilenciliğini bırakmak kişinin hayatında bir anda gerçekleşen bir aydınlanma değildir, daha çok bir süreçtir çünkü değiştirilmesi gereken tek şey davranışlarımız değil aynı zamanda belki yıllar boyunca kafamızın bir kenarında büyüyen düşünce kalıplarıdır.
Ben bu şekilde uygun gördüğüm için bu kısmı tek bir madde ile açıklayacağım


Farkındalık
Onay dilenciliğinden kurtulmak için izleyeceğimiz yolda ilk ve bana göre en önemli adımımız farkındalıktır.
İnsan onay ararken onay aradığını farketmez veya farketmek istemez bunu kişiliğiyle bağdaştırır oysaki onay dilenciliğinden farkındalık aracılığıyla kurtulmak kişinin kendisini keşfetmesinde önemli rol oynar,
Herşeyden önce farkındalık, davranışın arkasındaki niyeti görmektir,
Fark etmenin en kolay yolu günlük hayatta verilecek önemli veya öenmsiz karar öncesi içimize doğan ilk düşünceyi yakalayabilmek ve bu düşünceyi neyin oluşturduğunu görebilmektir.
Çoğu zaman o ilk düşünce bize ait olduğunu sandığımız ama yıllardır içimizde duran kalıpların sesidir bu seslere hayatımızda düşündüğümüzden fazla yer veririz ve bu sesler aklımızdan o kadar hızlı geçer ki durup düşünmeye onları sorgulamaya fırsat bile bulamayız işte farkındalık kavramı da o hızı yavaşlatabilip düşüncelerimizi yaklayabilmektir.


Bu düşünceleri nasıl yakalayacağız?
Zihnimizi akıp giden bir nehir olarak düşünün ve bu nehir içerisinde kafamızdan aceleyle geçen düşüncelerimiz var. Yapacağımız şey, bu nehiri yavaşlatmak ve suyu net görebilmek için akıntının sakinleşmesi.
Bunalrın en basit yolu kısa sürei bilinç duraklamalarıdır.Önceden bahsettiğim gibi herhangi bir karar vermeden önce birkaç saniye durup bu karar üzerine düşünmek(zamanımız varsa) aklımıza ilk gelen düşünceye dışarıdan bakmaya çalışmak, bu senin isteğin mi yoksa kabul görme ihtiyacının mı eseri? İşte tam bu noktada meditasyon devreye girer, meditasyonun amacı zihni susturmak değil zihni izlemektir kendimizi yargılamadan.
Kişi bu eylemde bulunduğunda cidden odaklanabildiyse birkaç dakika içinde düşüncelerinin gelici ve gidici olduğunu birkaçının gerçek kimliğini yansıtmadığını farkeder.
Bir diğer yöntem yazmaktır gün içinde kontrol edemediğimiz aklımızı devreye sokan olayları not almak ve bu konular üzrerine çalışmak düşünceyi somutlaştırmamızı sağlar.
Kişinin kendine sorular sorması da oldukça etkili bir yöntemdir bu sorular:
-bu kararı veren ben miyim?
-beni yönlendiren duygu ne?
-eğer beni yargılayacak kimse olmasaydı ne yapardım?
View attachment 4695254
Bu sorular benim inandığımca kişinin otomatik düşünce sistemi yerine bilinçli seçimi devreye sokar.
Farkındalık bir anda oluşmaz ama her adım kişiyi etrafındaki görünmez duvarı yıkmaya bir adım daha yaklaştırır.



Dipnot:14 yaşındayım amk bu kadar ciddiye almayın okuduklarınızı ben kendi deneyimlerimi ve bilgilerimi paylaşmaya çalıştım umarım bir nebze yararım dokunabilmiştir sizlere

Sağlıcakla kalın,

- @Thrill
Parapsikolojimaxxing
 
mirin effort
 
  • +1
Reactions: Thrill
dnr yazanları ve umursamayan iqletleri bosver kanka mükemmel thread ama bu postu anlayacak zekaya sahip insanlar pek looksmax orgta bulamazsın hepsi senıdne bahsettıgın gibi özgüvensiz cucklardan ibaret dıs gorunusun onemını kesfederek hayatın sırrını cozdugunu sanan aptallardan ibaret neyse mirin effort ve thread dostum.
 
  • +1
Reactions: wetwipes, Gordon Freeman and Thrill
dnr yazanları ve umursamayan iqletleri bosver kanka mükemmel thread ama bu postu anlayacak zekaya sahip insanlar pek looksmax orgta bulamazsın hepsi senıdne bahsettıgın gibi özgüvensiz cucklardan ibaret dıs gorunusun onemını kesfederek hayatın sırrını cozdugunu sanan aptallardan ibaret neyse mirin effort ve thread dostum.
çok teşekkürler sana veya ihtiyacı olan herhangi bir insana yararım dokunduysa ne mutlu bana bahsettiğin kişilere gelecek olursak onlar oldukları kişiden kaçıp larplamak için orgu kullanan acınası yaratıklar istediklerini söyleyebilirler izin veriyorum
 
  • +1
Reactions: Gordon Freeman
Bu threadin amacı, size bildiklerimi aktarıp bir ihtimal hayat kalitenizi yükseltmek. Bu anlatacaklarım, farklı farklı kaynaklardan benim alıp yararlı gördüğüm konulardan oluşuyor. O yüzden liste çok dağınık ve bazı şeyleri fazla soyut anlatıp kafalarınızı karıştırmış olabilirim, çünkü günün sonunda ben de bunları başkalarından öğrendim ve kendi yorumumu katıp sizlerle paylaşıyor olacağım. Dilerseniz başlayalım.

Onay dilenciliği nedir?

Onay dilenciliği bana göre insanın kendi değerini güvendiği veya güçlü gördüğü kişilerin tepkilerine bağlamasıdır.

Kısaca,

Kişinin yeterliliğini aynada değil de başkalarının gözlerinin içinde aramasıdır.

Bu onayı arama sebeplerimiz:

Özgüven Eksikliği
Genelde sessiz bir şekilde çalışan ama yinede bir türlü hepimizin hayatında yer edinen özgüven problemleri kişi farkında olmadan devamlılığını sürdürdüğü düşünce kalıplarıyla kök salar kişinin içinde.
Kişinin kendine söylediği şeyler farkındalığının dışına çıkarsa işte o zaman kişi farketmeden kendine görünmez bariyerker kurar ve bu bariyerleri kendi kişiliğiyle bağdaştırması sonucu kendini yanlış tanıması ve gelcekte kendini yanlış keşfetmesine yol açar.

Eleştirilmekten Kormak
Herkesin söylediği ve aynı fikirde olduğu nokta eleştirinin kişiyi geliştirdiği ama halihazırda özgüvenini kaybetmiş bir kişiye eleştiri yükü yüklenirse ne olur?
İşte tam olarak burada eleştiri yapıcılığından bağımsız olarak kişi için bir gelişim aracı olmaktan çıkar ve kişinin yaşamı boyunca fark etmeden altında ezileceği bir ağırlığa dönüşür.Zaten kendi içinde yetersizlik hissiyle mücadele eden birey gelen her eleştiriyi kişiliğine yapılmış bir saldırı olarak görür söylenen şey kişiye değil de davranışa yönelik olsa bile kişi bunu doğrudan kimliğine mal eder.

Kıyaslanma Kültürü
Onay arayışını besleyen bir diğer sebep Türk ailelerinde de fazlasıyla görülen kıyaslama kültürü.Yapılan kıyaslar bir süre sonra dış ses olmaktan çıkar ve kişinin içine doğru işler, kişinin kendi başarılarına odaklanacağı yerde eksikliklerini öne çıkartır.Bu aşamada onay ihtiyaçları devreye girer. birey kendi standart ve iç kriterlerini göz ardı ederek çevresindekilerin beklentilerine ayak uydurarak yaşamaya başlar çünkü kıyas ortamında bir değer kazanmak, herzaman başkalarının ölçülerine uygun kalmakla mümkünmüş gibi hissettirilir.

Koşullu Sevgiye Alışmak/Alıştırılmak
Bahsettiğimiz onay arayışını güçlendiren en derin sebeplerden biri de koşullu sevgiye aile veya yakın çevre tarafından alıştırılmak, kişiye sevginin koşullu öğretilmiş olmasıdır.
Kişi sevginin varolmakla değil yakın çevresinin beklentilerini karşılamakla olduğunu benimser. Zamanla onay göremk için gerçek kişiliğini bir kenara vırakıp mükemmelliyet maskesini takar.
Evet, sevgi kişiyi benliğinden ayıracak kadar güçlü bir duygudur. Sevgiyi kaybetme korkusu kişiyi sürekli tetikte yaşamaya iter, böyle büyüyen bir birey ilerleyen yaşlarda da sevgiyi doğuştan sahip olunan bir hak olarak görmekte zorlanır onu koşulsuz sevenlerin sevgisinden şüphe duyar, kime güveneceğini bilemez.

*Bu 4 sebebin yanında daha bir sürü sebep var bu sebeplerden kolay ele alabileceklerimi ve sizlerin işinize yarayacağını düşündüklerimi seçtim.*

“Bilinçdışını bilinçli hale getirmedikçe, o hayatını yönlendirecek ve sen buna kader diyeceksin.”
-Carl Jung

Öncelikle şunu söyleyim onay dilenciliğini bırakmak kişinin hayatında bir anda gerçekleşen bir aydınlanma değildir, daha çok bir süreçtir çünkü değiştirilmesi gereken tek şey davranışlarımız değil aynı zamanda belki yıllar boyunca kafamızın bir kenarında büyüyen düşünce kalıplarıdır.
Ben bu şekilde uygun gördüğüm için bu kısmı tek bir madde ile açıklayacağım.

Farkındalık
Onay dilenciliğinden kurtulmak için izleyeceğimiz yolda ilk ve bana göre en önemli adımımız farkındalıktır.
İnsan onay ararken onay aradığını farketmez veya farketmek istemez bunu kişiliğiyle bağdaştırır oysaki onay dilenciliğinden farkındalık aracılığıyla kurtulmak kişinin kendisini keşfetmesinde önemli rol oynar,
Herşeyden önce farkındalık, davranışın arkasındaki niyeti görmektir,
Fark etmenin en kolay yolu günlük hayatta verilecek önemli veya öenmsiz karar öncesi içimize doğan ilk düşünceyi yakalayabilmek ve bu düşünceyi neyin oluşturduğunu görebilmektir.
Çoğu zaman o ilk düşünce bize ait olduğunu sandığımız ama yıllardır içimizde duran kalıpların sesidir bu seslere hayatımızda düşündüğümüzden fazla yer veririz ve bu sesler aklımızdan o kadar hızlı geçer ki durup düşünmeye onları sorgulamaya fırsat bile bulamayız işte farkındalık kavramı da o hızı yavaşlatabilip düşüncelerimizi yaklayabilmektir.

Bu düşünceleri nasıl yakalayacağız?
Zihnimizi akıp giden bir nehir olarak düşünün ve bu nehir içerisinde kafamızdan aceleyle geçen düşüncelerimiz var. Yapacağımız şey, bu nehiri yavaşlatmak ve suyu net görebilmek için akıntının sakinleşmesi.
Bunların en basit yolu kısa süreli bilinç duraklamalarıdır. Önceden bahsettiğim gibi herhangi bir karar vermeden önce birkaç saniye durup bu karar üzerine düşünmek (zamanımız varsa) aklımıza ilk gelen düşünceye dışarıdan bakmaya çalışmak, bu senin isteğin mi yoksa kabul görme ihtiyacının mı eseri? İşte tam bu noktada meditasyon devreye girer, meditasyonun amacı zihni susturmak değil zihni izlemektir kendimizi yargılamadan.
Kişi bu eylemde bulunduğunda cidden odaklanabildiyse birkaç dakika içinde düşüncelerinin gelici ve gidici olduğunu birkaçının gerçek kimliğini yansıtmadığını farkeder.
Bir diğer yöntem yazmaktır: gün içinde kontrol edemediğimiz aklımızı devreye sokan olayları not almak ve bu konular üzerine çalışmak düşünceyi somutlaştırmamızı sağlar.
Kişinin kendine sorular sorması da oldukça etkili bir yöntemdir bu sorular:
- bu kararı veren ben miyim?
- beni yönlendiren duygu ne?
- eğer beni yargılayacak kimse olmasaydı ne yapardım?

Bu sorular benim inandığımca kişinin otomatik düşünce sistemi yerine bilinçli seçimi devreye sokar.
Farkındalık bir anda oluşmaz ama her adım kişiyi etrafındaki görünmez duvarı yıkmaya bir adım daha yaklaştırır.

14 yaşındayım amk bu kadar ciddiye almayın okuduklarınızı ben kendi deneyimlerimi ve bilgilerimi paylaşmaya çalıştım umarım bir nebze yararım dokunabilmiştir sizlere

Sağlıcakla kalın,
 
Last edited:
Bu threadin amacı, size bildiklerimi aktarıp bir ihtimal hayat kalitenizi yükseltmek. Bu anlatacaklarım, farklı farklı kaynaklardan benim alıp yararlı gördüğüm konulardan oluşuyor. O yüzden liste çok dağınık ve bazı şeyleri fazla soyut anlatıp kafalarınızı karıştırmış olabilirim, çünkü günün sonunda ben de bunları başkalarından öğrendim ve kendi yorumumu katıp sizlerle paylaşıyor olacağım. Dilerseniz başlayalım.

Onay dilenciliği nedir?

Onay dilenciliği bana göre insanın kendi değerini güvendiği veya güçlü gördüğü kişilerin tepkilerine bağlamasıdır.

Kısaca,

Kişinin yeterliliğini aynada değil de başkalarının gözlerinin içinde aramasıdır.

Bu onayı arama sebeplerimiz:

Özgüven Eksikliği
Genelde sessiz bir şekilde çalışan ama yinede bir türlü hepimizin hayatında yer edinen özgüven problemleri kişi farkında olmadan devamlılığını sürdürdüğü düşünce kalıplarıyla kök salar kişinin içinde.
Kişinin kendine söylediği şeyler farkındalığının dışına çıkarsa işte o zaman kişi farketmeden kendine görünmez bariyerker kurar ve bu bariyerleri kendi kişiliğiyle bağdaştırması sonucu kendini yanlış tanıması ve gelcekte kendini yanlış keşfetmesine yol açar.

Eleştirilmekten Kormak
Herkesin söylediği ve aynı fikirde olduğu nokta eleştirinin kişiyi geliştirdiği ama halihazırda özgüvenini kaybetmiş bir kişiye eleştiri yükü yüklenirse ne olur?
İşte tam olarak burada eleştiri yapıcılığından bağımsız olarak kişi için bir gelişim aracı olmaktan çıkar ve kişinin yaşamı boyunca fark etmeden altında ezileceği bir ağırlığa dönüşür.Zaten kendi içinde yetersizlik hissiyle mücadele eden birey gelen her eleştiriyi kişiliğine yapılmış bir saldırı olarak görür söylenen şey kişiye değil de davranışa yönelik olsa bile kişi bunu doğrudan kimliğine mal eder.

Kıyaslanma Kültürü
Onay arayışını besleyen bir diğer sebep Türk ailelerinde de fazlasıyla görülen kıyaslama kültürü.Yapılan kıyaslar bir süre sonra dış ses olmaktan çıkar ve kişinin içine doğru işler, kişinin kendi başarılarına odaklanacağı yerde eksikliklerini öne çıkartır.Bu aşamada onay ihtiyaçları devreye girer. birey kendi standart ve iç kriterlerini göz ardı ederek çevresindekilerin beklentilerine ayak uydurarak yaşamaya başlar çünkü kıyas ortamında bir değer kazanmak, herzaman başkalarının ölçülerine uygun kalmakla mümkünmüş gibi hissettirilir.

Koşullu Sevgiye Alışmak/Alıştırılmak
Bahsettiğimiz onay arayışını güçlendiren en derin sebeplerden biri de koşullu sevgiye aile veya yakın çevre tarafından alıştırılmak, kişiye sevginin koşullu öğretilmiş olmasıdır.
Kişi sevginin varolmakla değil yakın çevresinin beklentilerini karşılamakla olduğunu benimser. Zamanla onay göremk için gerçek kişiliğini bir kenara vırakıp mükemmelliyet maskesini takar.
Evet, sevgi kişiyi benliğinden ayıracak kadar güçlü bir duygudur. Sevgiyi kaybetme korkusu kişiyi sürekli tetikte yaşamaya iter, böyle büyüyen bir birey ilerleyen yaşlarda da sevgiyi doğuştan sahip olunan bir hak olarak görmekte zorlanır onu koşulsuz sevenlerin sevgisinden şüphe duyar, kime güveneceğini bilemez.

*Bu 4 sebebin yanında daha bir sürü sebep var bu sebeplerden kolay ele alabileceklerimi ve sizlerin işinize yarayacağını düşündüklerimi seçtim.*

“Bilinçdışını bilinçli hale getirmedikçe, o hayatını yönlendirecek ve sen buna kader diyeceksin.”
-Carl Jung

Öncelikle şunu söyleyim onay dilenciliğini bırakmak kişinin hayatında bir anda gerçekleşen bir aydınlanma değildir, daha çok bir süreçtir çünkü değiştirilmesi gereken tek şey davranışlarımız değil aynı zamanda belki yıllar boyunca kafamızın bir kenarında büyüyen düşünce kalıplarıdır.
Ben bu şekilde uygun gördüğüm için bu kısmı tek bir madde ile açıklayacağım.

Farkındalık
Onay dilenciliğinden kurtulmak için izleyeceğimiz yolda ilk ve bana göre en önemli adımımız farkındalıktır.
İnsan onay ararken onay aradığını farketmez veya farketmek istemez bunu kişiliğiyle bağdaştırır oysaki onay dilenciliğinden farkındalık aracılığıyla kurtulmak kişinin kendisini keşfetmesinde önemli rol oynar,
Herşeyden önce farkındalık, davranışın arkasındaki niyeti görmektir,
Fark etmenin en kolay yolu günlük hayatta verilecek önemli veya öenmsiz karar öncesi içimize doğan ilk düşünceyi yakalayabilmek ve bu düşünceyi neyin oluşturduğunu görebilmektir.
Çoğu zaman o ilk düşünce bize ait olduğunu sandığımız ama yıllardır içimizde duran kalıpların sesidir bu seslere hayatımızda düşündüğümüzden fazla yer veririz ve bu sesler aklımızdan o kadar hızlı geçer ki durup düşünmeye onları sorgulamaya fırsat bile bulamayız işte farkındalık kavramı da o hızı yavaşlatabilip düşüncelerimizi yaklayabilmektir.

Bu düşünceleri nasıl yakalayacağız?
Zihnimizi akıp giden bir nehir olarak düşünün ve bu nehir içerisinde kafamızdan aceleyle geçen düşüncelerimiz var. Yapacağımız şey, bu nehiri yavaşlatmak ve suyu net görebilmek için akıntının sakinleşmesi.
Bunların en basit yolu kısa süreli bilinç duraklamalarıdır. Önceden bahsettiğim gibi herhangi bir karar vermeden önce birkaç saniye durup bu karar üzerine düşünmek (zamanımız varsa) aklımıza ilk gelen düşünceye dışarıdan bakmaya çalışmak, bu senin isteğin mi yoksa kabul görme ihtiyacının mı eseri? İşte tam bu noktada meditasyon devreye girer, meditasyonun amacı zihni susturmak değil zihni izlemektir kendimizi yargılamadan.
Kişi bu eylemde bulunduğunda cidden odaklanabildiyse birkaç dakika içinde düşüncelerinin gelici ve gidici olduğunu birkaçının gerçek kimliğini yansıtmadığını farkeder.
Bir diğer yöntem yazmaktır: gün içinde kontrol edemediğimiz aklımızı devreye sokan olayları not almak ve bu konular üzerine çalışmak düşünceyi somutlaştırmamızı sağlar.
Kişinin kendine sorular sorması da oldukça etkili bir yöntemdir bu sorular:
- bu kararı veren ben miyim?
- beni yönlendiren duygu ne?
- eğer beni yargılayacak kimse olmasaydı ne yapardım?

Bu sorular benim inandığımca kişinin otomatik düşünce sistemi yerine bilinçli seçimi devreye sokar.
Farkındalık bir anda oluşmaz ama her adım kişiyi etrafındaki görünmez duvarı yıkmaya bir adım daha yaklaştırır.

14 yaşındayım amk bu kadar ciddiye almayın okuduklarınızı ben kendi deneyimlerimi ve bilgilerimi paylaşmaya çalıştım umarım bir nebze yararım dokunabilmiştir sizlere

Sağlıcakla kalın,
dnr:lul:
 
Last edited:
  • Woah
Reactions: lichtfromverse
çok teşekkürler sana veya ihtiyacı olan herhangi bir insana yararım dokunduysa ne mutlu bana bahsettiğin kişilere gelecek olursak onlar oldukları kişiden kaçıp larplamak için orgu kullanan acınası yaratıklar istediklerini söyleyebilirler izin veriyorum
kanka senın cıdden 14 olduguna inanmıyom
 
  • +1
Reactions: Thrill

Similar threads

herson
Replies
2
Views
112
meynet
meynet
yigittsaint
Replies
75
Views
522
Dathomirian Zabrak
Dathomirian Zabrak
yigittsaint
Replies
50
Views
486
cakdripa
cakdripa
Trenmaxx1
Replies
2
Views
91
eniyiguresci
eniyiguresci
growthplatessss111
Replies
12
Views
146
Jahrein
Jahrein

Users who are viewing this thread

Back
Top